SON DAKİKA

Manisa Halk Haber
Manisa Halk Haber

Yoksulluğu, Sıkıntıyı Gördü. O Şimdi CHP’nin Şadiye Ablası…Meltem Erdinç’in Röportajı…

Yoksulluğu, Sıkıntıyı Gördü. O Şimdi CHP’nin Şadiye Ablası…Meltem Erdinç’in Röportajı…
Bu haber 02 Ekim 2020 - 10:52 'de eklendi ve 782 views kez görüntülendi.

CHP Manisa İl Kadın Kolları’nın gerçekleştirdiği olağan kongre de partili kadın üyelerin büyük desteğini alarak başkan seçilen Şadiye Uysal, Meltem Erdinç ile manisahalkhabere gerçekleştirdiği röportajda hem kendisini, hem çalışmalarını anlattı.

1.         Bilmeyen, tanımayan okurlarımız için kısaca Şadiye Uysal’dan bahseder misiniz?

Manisa’ya Antalya’dan geldim. Yetiştirme yurdunda büyümüş, her zaman tek başına kendi ayaklarımın üzerinde duran bir kadın oldum. 40 yıllık evliyim, 2 çocuk annesiyim, ikisi de evli. Çok güzel çocuklar yetiştirdiğime inanıyorum. Tek başına ayakta kalınca tek başına mücadele edince erken yaşta hayata katılmak ve her türlü insanla karşılaşmak durumunda kalıyorsun.

Burada çok üzüldüğüm bir noktaya da değinmek istiyorum. Yetiştirme yurtlarının durumu günümüzde çok belirsiz, nasıl işliyorlar, içeride neler yaşanıyor bilemiyoruz. Ben kendimi şanslı görüyorum, yurtta büyümek orada yaşamak şanslılık mıdır diye sorabilirsiniz ama ben kendimi öyle görüyorum. Çünkü bizim büyüdüğümüz dönemde oğlan ve kız çocukları bir arada büyüyorlardı. Eski köy enstitüleri gibi bir yurttu, tavuk çiftliklerimiz vardı, büyük bir bahçemiz vardı orada çeşitli sebzeler yetiştirir, bunları toplayarak satardık. Yetiştirme yurdu bir ev gibiydi, evden nasıl gidiliyorsa bir okula biz de yetiştirme yurdundan çıkıp okulumuza gidiyorduk. İyi ki de bu yurtta büyümüşüm diyorum, kimsem yokken 150 tane kardeşim oldu…

18 yaşında kurumdan çıkmak zorundasınız, ben okurken 5 yıldan 7 yıla çıkan eğitimimi bu yüzden tamamlayamadım. O zamanlar bize sahip çıkacak hiçbir devlet kurumu yoktu. Benim gibi birçok arkadaşım da ortada kaldı. Devlet şimdi iş veriyormuş ama burada arada kaybolmuş bir sürü insan var, ne oldukları, nasıl bir yaşam sürdükleri belli olmayan, bu çok üzücü…

2.         Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye olmaya nasıl karar verdiniz?

Çocuklarım büyürken arka mahallelerde, yoksulluğun içinde yaşadık. Ben hep çocuklarımın arkasındaydım ama benim gibi yoksulluğu yaşayan birçok insanı ve yaşadıkları zorlukları da gördüm. Üzücü olan şey ise 2020 yılında, Türkiye’de hala bu yoksullukların bitmemiş olması ve daha da artması. Çocuklarım büyüdükten sonra benim fikirlerime en yakın fikri savunan parti olduğu için CHP’ye geldim. Cumhuriyet hem benim için hem de tüm kadınlar için çok önemli, değerli, işte bu düşüncelerle  sene önce partiye üye oldum ve çalışmalara katılmaya başladım.

3.         Peki ilk üye olduğunuz güne dönersek, hiç aklınıza gelir miydi Kadın Kolları İl Başkanı olmak?

Kesinlikle aklıma gelmezdi. Ben ilçe kadın kolları başkanı olmayı bile aklıma getirmiyordum. Birkaç arkadaşımın gel bize destek ol sen de yaparsın demesiyle yapabilir miyim diye düşünerek yönetimde görev aldım. 2 sene sonra ise kendi kararımla ilçe kadın kolları başkanlığına aday oldum. Hani kimse bana çıkıp da sen başkan ol demedi yani ama şöyle düşündüm çok çalışmamız gerekiyordu, partimizde kadınlar ve partimiz için çalışmalıydık. Bunları düşünerek aday oldum ve 2 sene boyunca elimden geleni fazlasıyla yapmaya çalıştım. Sonrasında da il kadın kolları başkanlığına aday oldum. Çalışmak böyle bir şey sanırım insan bir kere yürümeye başladı mı devamı geliyor.

4.         Cumhuriyet Halk Partisi İl Kadın Kolları Başkanı olarak rahat çalışabiliyorum diyebilir misiniz?

Ben öncelikle CHP Manisa İl Başkanımız Semih Balaban ve yönetimine tüm ilçe başkanlarımıza ve elbette tüm ilçe kadın kolları başkanlarına çok teşekkür ediyorum. Gerçekten bizlere yani kadınlara çok destek veren, çok değer veren, bir şey istediğimiz zaman ikiletmeyen bir il başkanımız var. Bu yönden aldığım desteklerle birlikte kendimi çok şanslı hissediyorum.

5.         Şadiye Uysal Cumhuriyet Halk Partisindeki kadınlar için güçlü bir kadın modelidir diyebilir miyiz?

Ben hayatta hep tek başıma durdum, mücadelemi kendim verdim. Ne zaman kötü bir şey olsa yarın daha iyi olacak diyerek devam ettim hayatıma. Tüm insanlara yardım etmeye çalıştım. En azından ‘iyilik’ yönünden bir rol model olabileceğime inanıyorum. İyilik yapmak, iyi çalışmak yönünden.

Her günümü bir kişiye nasıl faydalı olabileceğimi, bir kişiye, bir aileye nasıl yardımcı olabileceğimi düşünerek ve bunu yaparak geçiriyorum. Kendi yaşadığım yoksulluktan da yola çıkarak insanları çok daha iyi anlayabildiğimi düşünüyorum, sıkıntılarımız önceden ortaktı hala ortak..

6.         Pandemi sürecini ve bu süreçte siyaset yapmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu süreçten önce de çok zor hayatlar vardı gözümüzün önünde ancak pandemi süreciyle birlikte bu çok daha arttı diyebiliriz. İnsanlar açken, işsizken onlara bir şey anlatmak da mümkün değil. Pandemi süreciyle daha önce de dediğim gibi var olan yoksulluk, işsizlik ve dolayısıyla açlık daha da arttı. Bu süreçte devletin yapması gereken şeyi halkımız kendi imkanlarıyla yapmaya çalıştı, partimiz de bu süreçte partimiz de binlerce aileye yardımda bulunarak destek olmaya çalıştı.

Pandemi sürecinde de buradaydık elbette kimsenin hasta olmaması tek temennimiz ancak biz elimizden geldiğince çalışmalar yapmaya devam ettik. Mesela şu an doğuda bazı illerimizden il kadın kolları başkanlığımıza gelen yardım talebini tüm ilçe kadın kolları örgütlerimizle birlikte karşılamaya çalışıyoruz.

Önümüzdeki süreç esnaf için de zor olacak, çekilen kredilerin ödeme zamanı geldi ancak bunu ödeyebilecek güçte değil hala esnaflar, insanlar hala işsiz, yoksul ve aç, çalışma koşulları git gide daha da zorlaşıyor, vahşileşiyor, eğitimin durumu ortada, kadınların çocukların yaşadıkları ortada…

İyimser olmaya çalışıyoruz ancak iyimser olacak bir durum da göremiyoruz, tek temennimiz halkımızın kendisini bu derece zor duruma düşürenlerden sandıkta hesap sormasıdır.

7.         Pandemi sürecinde kadının konumu da başka bir tartışma konusu…

Pandemi süreci kadınlar için çok daha zor geçti.  Kadınlar hem psikolojik yönden çok zorlandı hem de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri de bu süreçte arttı. Dışarıda yoksullaştıkça, ezildikçe erkekler evde kadınlara eziyet etmeye başladı. Çünkü şiddeti normalleştiriyor, bir iletişim şekli olarak görüyorlar ve tabi şiddet uygulamayı kendilerine hak görüyorlar.

İstihdamda da ilk gözden çıkarılan çalışanlar kadınlar oluyor. Kadınlar sanki çalışmaları elzem değilmiş gibi görülüyor ve istihdamdaki yerleri yıllar geçse de her zaman erkeklerin gölgesinde kalıyor. Kadınların görmezden gelinen ev içi emeğinin de arttığı bir süreç oldu.

Süreç sarayda yaşayanları değil, sokakta yaşayanları çok daha fazla etkiledi.

8.         Peki zorluklarından da bahsettiğimiz bu süreçte İstanbul Sözleşmesi’ne de saldırılar arttı hatta sözleşmeden çıkılması bile konuşuldu. Böyle bir süreçte bu saldırıların olmasını neye bağlıyorsunuz?

Bence Türkiye’de kadınlara verilen değerin önüne geçilmeye çalışılıyor. Kadın yürümeye, haklarını aramaya başladı, kadınlar uyandı aslında uzun süredir uyanık ama bilmeyen arkadaşlarımız bilmeyen kadınlar da bu mücadelede yer almaya başladılar. Artık dayak yiyip evde oturan bir kadın olmasın diye edilen mücadele ve bunun dayanağı İstanbul Sözleşmesi’nin bu ataerkil zihniyetin hedefi olması çok doğal. Bu sözleşme kadını koruyan kadın için çok önemli bir sözleşme. Ailelerin yıkılmasına, boşanmaların artmasına sebep olduğunu iddia ediyorlar ancak sözleşmenin temeli kadını korumaya ve şiddeti önlemeye dayalıyken boşanmaları arttıran ya da boşanmalara sebep olan şeyi sözleşmede değil toplumda artan şiddette görmeliyiz.

Ben çocuklarımı yetiştirirken de bu eşitliğe çok dikkat ettim. Eğer oğlum arkadaşlarıyla dışarı çıkabiliyorsa kızım da çıkabildi, eğer bir şeyden oğluma aldıysam kızıma da aldım hiçbir zaman oğlumu kızımdan ayırmadım. Şimdi kendi evliliklerinde de bu eşit düzeni sağladıklarını görmek beni çok mutlu ediyor ve anlıyorum ki çocukları yetiştirirken onlara öğrettiğimiz şeyler hayatlarını şekillendiriyor. Burada toplumsal cinsiyet eşitliğinin toplumsallaşması noktasında ebeveynlere de çok fazla görev düştüğünün altını çizmek istiyorum.

Kadın toplumu var eden unsurların yarısı, hayata katılmasıyla birlikte her türlü değere layık ve bunu hak eden bir noktada olduğunu çok daha iyi anladık, çok daha iyi gördük. O yüzden sözleşme için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu konuyla ilgili 3 defa basın açıklaması yaptık, çalışmalarımız bununla sınırlı kalmayacak.

9.         Siyasette kadının yerini 2020 Türkiye’sinde nerede görüyorsunuz?

Siyasi partilerin büyük bir kısmında hala cinsiyet kotası yok. Hala erkeklerin gölgesinde siyaset yapmak zorunda kalıyoruz. Ancak biz istiyoruz ki beraber çalışalım, nasıl ki mahalle çalışmalarında ev ev gezerken kadınlar orada oluyorsa, ortada mecliste de kadın vekil sayısı erkek vekil sayısı ile yarı yarıya olmalı. Yani koltuk sayısını eşitleyelim, Kadın Kolları Genel Başkanımız Aylin Nazlıaka’nın da dediği gibi hedefimiz iktidar ise kadınlara bu kotalar artık dar geliyor, az geliyor. Nerede olursa olsun temsiliyetimiz yarı yarıya olmalı. Kadınlar olarak mecliste sözümüz, gücümüz olsun istiyoruz.

10.       Yakın zamanda Aylin Nazlıaka Kadın Kolları Genel Başkanı oldu, bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Öncelikle Aylin Hanımı başarısından ötürü tebrik ediyorum. Kadın Kolları için bir değişim gerekiyor, bir yenilik gerekiyordu, Aylin Hanım da Kadın Kolları Genel Başkanlığına seçildiğinden beri kadınları birleştirici gücüyle tüm çalışmaları, tüm illeri takip ediyor. Aylin Hanımın bizleri kucaklamasıyla birlikteliği yaşamak çok güzel. Her ili, her ilçeyi takip ediyor, kadın hakları ile ilgili çok nitelikli çalışmaları var ve bunların devam edeceğine de inanıyorum. Şunu diyebiliriz ki CHP Kadın Kolları artık kadın hakları hareketinde de lider olacak, ön saflarda yer almaya devam edecektir.

Aylin Hanımın gençlerin de önünü açacağına inanıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi gençlerimize her türlü imkânı sağlayarak, onların önünü görmelerini sağlayarak ülkemiz için en faydalı şeyi yapmış olacağımızı düşünüyorum.

11.       Son olarak okurlarımıza söylemek istediğiniz şeyler var mı?

İlk defa bu kadar çok konuştum, çok konuşmayı sevmeyen bir insanım aslında. Gerçekten seninle çok güzel konuştuk önce Manisahalkhaber’e sonra da hoş sohbetinize çok teşekkür ederim. Ben çok konuşmayı değil çok çalışmayı seven bir insanım.

Son olarak iyi ki Türkiye’yi, demokrasiyi koruyan Cumhuriyet Halk Partisi var ve bizler de bu partide mücadele veren insanlar olarak çok şanslıyız. Çiftçi için, esnaf için, kadın için, çocuk için, gençler için Cumhuriyet Halk Partisi var, ondan umudumuz çok yüksek…

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER