SON DAKİKA

Manisa Halk Haber
Manisa Halk Haber

CHP Yunusemre’den Virüs Açıklaması

CHP Yunusemre’den Virüs Açıklaması
Bu haber 12 Mart 2020 - 15:48 'de eklendi ve 95 views kez görüntülendi.

CHP Manisa Yunusemre İlçe Başkanı Yalçın Arcak, parti binasında düzenlediği basın toplantısında Türkiye’ye sıçrayan Corona Virüsü hakkında açıklamada bulundu. Açıklamaya CHP İl Başkanı Semih Balaban, sağlık işlerinden sorumlu CHP Yunusemre İlçe Başkan yardımcısı Ecz.Ada Gözeten ve partililer katıldı.

“ZATÜRRE VAKA SAYISINDA ARTIŞ GÖZLENMEKTE’’

CHP Yunusemre İlçe Başkanı Yalçın Arcak, bu yılki kış aylarında yaşanan grip hastalığı sebebiyle polikliniklere ve acil servislere başvuran hasta sayılarında artış yaşandığını belirtti. CHP’li Arcak yaptığı açıklamada,

“Bu kış ülkemizde bir grip salgını gözlenmiştir. Buna bağlı olarak aile hekimliği birimlerinde, hastanelerin poliklinik birimlerinde, acil servislerde hasta yoğunluğu yaşanmıştır. Grip hastalığının ilerlemesiyle ortaya çıkan zatürre vaka sayısında artış gözlenmekte, bunun sonucu olarak hastanelerimizin yataklı servis ve yoğun bakım birimlerinde ciddi bir yoğunluk, hatta doluluk meydana gelmiştir. Bir çok hastanemizde, 24 saat müşahade altında tutularak, yatarak tedavi görmesi gereken hastalar için yer bulunamamıştır. Tüm bunların sonucu olarak özelikle yaşlı nüfusta ve bebeklerde ölüm artmıştır.

Grip bir virüs hastalığıdır. Su çiçeği, hepatit B ve C gibi virüs kökenli diğer hastalıklar için olduğu gibi grip virüsü için de aşı bulunmaktadır.

Aşı, hastalığa yakalanmadan önce kullanılan koruma amaçlı bir ilaçtır. Grip aşısı, diğer aşılardan farklı olarak her sene yeni bir formülasyon ile üretilir. Her yıl en tehlikeli ya da en yaygın grip virüslerine karşı savunma mekanizması geliştirmek üzere, formülasyonu dünya sağlık örgütü tarafından belirlenir.’’ Şeklinde konuştu.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ 2019 MART AYINDA UYARMIŞ

CHP’li Arcak açıklamasında, corona virüsü konusunda 2019 yılının Mart ayında Dünya Sağlık Örgütü yaptığı açıklamayla ülkeleri uyardığına dikkat çekti.

Dünya sağlık örgütü 2019’un Mart ayında ;

“Yeni bir pandemik influenza virüsü tehdidi yakın, hazırlıklı olmalıyız. Küresel bir salgının yol açacağı finansal zararların, alınacak önlemlerin maliyetinden çok çok daha yüksek olacağı belirtilip, dünya sağlık örgütünün güncellediği önlem ve mücadele planının şimdiye kadarki en detaylı ve kapsamlı plan olduğu kaydedilmiştir. Ne var ki, bu hususta ulusal hükümetlerin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekiyor. Ulusal salgın planı hazırlanması, daha iyi gözlem ve önlem araçları edinilmesi ile daha etkili aşı ve ilaç geliştirilmesi için araştırma-geliştirme bütçeleri ayrılması istenmektedir. Yıllık grip aşıları hastalıkla mücadelede yardımcı oluyor. Özellikle kronik hastalığı olan kişiler, hastane ve kliniklerde çalışan kişiler, henüz bağışıklığı tam gelişmemiş genç ve çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıflamış yaşlı nüfus için grip aşısının önemi büyüktür.” şeklinde açıklamada bulunduğunu ifade eden CHP’li Arcak, yeni bir hastalığa yakalanmadan önce gerekli tedbirlerin alınması konusunda gerekli uyarıların yapıldığına dikkat çekti.

GRİP AŞISI SAYISINDA AZALMA YAŞANDI

Türkiye’de son 2 yıl içinde ithal edilen grip aşısı sayısında düşüş yaşandığına dikkat çeken CHP’li Arcak açıklamasında;

“Ülkemizde yaklaşık 15 milyon kronik hasta vardır. Tüm diğer risk gruplarını da düşünerek basit bir hesapla yıllık 25 milyon doz grip aşısı ihtiyacımız vardır. 4-5 yıl öncesine kadar ülkemize yıllık 10 milyon doz kadar grip aşısı girdiği halde son 2 yılda, ekonomik politikalardaki hatalar, yanlış stratejiler ve vatandaşın sağlığına yeterince önem verilmemesi sonucu ithal edilen grip aşısı sayısı anca binli sayılara ulaşabilmiştir.

Ağustos sonu, Eylül başı gibi yapılması ve içeriğindeki grip virüslerine karşı koruma sağlaması gereken aşıya ancak Kasım ayında ulaşılmaya başlanmıştır. Sağlık bakanı Fahrettin Koca, 2019’un Kasım ayında yaptığı açıklamada aşı sıkıntısının yaşandığını doğrulamış, ilk etapta 253 bin aşı alındığını, gelecek aylarda 600 bin aşının daha alınacağını belirtmiştir. Yetersiz sayıda gelen aşıya ulaşmanın zaten zor olduğu şartlarda, grip aşısı bulabilen vatandaşlarımız bu defa da ekonomik engele takılarak sağlık hizmetinden faydalanamamıştır. 2018 yılı Nisan ayında 18 TL olan grip aşısı ülkemizde bu yıl 72 TL’dir.’’ İfadelerine yer verdi.

“SAĞLIK BAKANLIĞI BİRŞEY YAPMAMAKTADIR’’

CHP’li Arcak açıklamasında, Sağlık Bakanlığı’nın corona virüsünün Türkiye’de insan sağlığı tehdit etmesi konusunda bir şey yapmadığını ifade ederek, “İlaca ulaşmak, ilacı bulduğunda da ekonomik engele takılmak vatandaşlarımızın sağlığını korumasını engellemektedir. Özellikle yeni tip bir virüs salgını tehdidi altında olduğumuz bu günlerde, influenza salgınıyla bile baş edemeyen, gerek hastalıktan korunmak gerekse hastalığı iyileştirmek için gerekli olan ilaçları temin edemeyen sağlık bakanlığı korona virüsün sağlığımızı tehdit etmesi konusunda da pek bir şey yapamamaktadır.

Korona virüs; insanda soğuk algınlığı, Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS-coV) ve ciddi akut solunum sendromu (SARS) gibi hastalıklara yol açabilen; insan, yarasa, domuz, köpek, kemirgen ve kanatlılarda bulunabilen bir virüs tipidir.

Korona virüs ateş, solunum yolu hastalıkları, boğaz ağrısı, öksürük, dispne yani nefes darlığı, ağır vakalarda pnömoni ve böbrek yetmezliği belirtileri gösterir.

Hastalığın insandan insana hapşırma, öksürme sonucu çıkan damlacıklar yoluyla bulaştığı belirlenmiştir. Kuluçka suresinin 2-10 gün arası olduğu, 14 güne kadar uzayabileceği; kuluçka süresi boyunca hastalık belirtilerinin görülmeme ihtimali olduğu biliniyor. Bulaşma hızı normal grip virüsünün 2 katıdır. Kronik hastalığı olan, bağışıklığı düşük olan kişilerde etki göstermesi daha kolaydır. Henüz geliştirilmis bir tedavi edici ilaç bulunmamaktadır.’’ İfadelerini kullandı.

“DOĞRUSU; ÜLKEMİZDE BU ZAMANA KADAR KORONA VİRÜSÜN TESPİT EDİLMEDİĞİDİR’’

CHP’li Arcak açıklamasına şu cümlelerle devam etti;

“12 Aralık 2019’dan itibaren dünyanın çeşitli yerlerinde varlığı belirlenen, düşük bağışıklık sistemi, yeterli sağlık desteğinin alınmaması gibi faktörlerle hızlı ölüme sebep olan korona virüs, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 11 Mart 2020’nin ilk saatlerinde yaptığı açıklama ile ülke sınırlarımız içerisinde bir kişide tespit edildiği ilan edilmiştir.

Bu, ülkemizde bu zamana kadar korona virüs bulunmadığı şeklinde bir algı oluşmasına sebep olmaktadır. Bu yanlış bir algıdır. Doğrusu; ülkemizde bu zamana kadar korona virüsün tespit edilmediğidir.

Virüsün Wuhan’da baş gösterdiği günden itibaren, İran’dan kaçak yolla girenleri sayamamakla birlikte, virüs tespit edilen yurtdışı şehirlerinden ülkeye giren yolcu sayısı en az 300 bin kişidir. Bu kişilerin yalnızca vücut sıcaklığına bakılmış, virüsün 14 gün kuluçkada kalıp hiç belirti göstermeme ihtimali göz ardı edilmiş, ateşi yüksek olmayan kişiler hiçbir teste tabi tutulmadan gönderilmiştir.

Hastada korona virüs bulunduğunun tespit edilebilmesi için hastanın ateş ve öksürük ile doktora başvurması ve tahlil yapılması gerekir. Ülkemizde, alınan örneğe korona virüs testi yapabilecek tek kit Ankara’da, ulusal Viroloji laboratuvarında bulunmaktadır. Ülkede virüsü tespit edecek tek bir kit olunca, tespit etmemek pek zor olmamıştır sanıyoruz. İnsan sağlığı bu kadar önemsiz olmamalı, maddi kaynak verilip bu kitin üretimi yapılmalı, Türkiye’nin dört bir tarafına dağıtılmalıdır. Son 1 ayda poliklinik ve acil servislere yüksek ateş ve öksürük şikâyetiyle başvuran hasta sayısı çok artmış, bu hastaların hiçbirine test uygulanmamıştır. Daha hızlı ve daha güvenilir şekilde iyileşebilme hakkı vatandaşın elimden alınmıştır.

Tüm bunlara ilave olarak, ülke genelinde virüsten korunmayı sağlayan maskelerin bulunamaması, ulaşılabilir maske fiyatlarının normal satış fiyatının 4-5 katına satılması vatandaşın sağlığına verilen önemin azlığını göstermektedir. Bu gibi önlem alınması gereken durumlarda gerekirse devlet tarafından vatandaşın korunmasının sağlanması, maske üretilip dağıtılması gerekirken hiçbir şey yapılmamakta, vatandaşlar eczane eczane, medikal medikal gezerek maske aramaktadırlar ve bu konuda hiçbir şey yapılmamaktadır. Aynı şekilde hijyen sağlamak, mikrop ve virüsleri öldürmek için gerekli olan dezenfektan maddesine vatandaş tarafından ulaşım sağlanamamakta, ulaşılabilen dezenfektan fiyatları vatandaşın ödeyebileceği meblağdan yüksek olduğu için kullanılamamakta, vatandaşın sağlığı riske atılmaktadır.

Dünyada 90 binin üzerinde yalnızca tespiti yapılan vaka olduğu, yeni tip korona virüs sebebiyle yaklaşık 3 bin kişinin ölümünün gerçekleştiği biliniyor. Peki bu korona virüsten korunmak için ne gibi tedbirler alınabilir?

Sağlıklı kişilerin açık havaya çıktıkları zaman maske ile solunum yollarını kapatmaları koruyucu değildir.

Alerjik bile olsa öksürük, hapşırığı olan ve ateşli kişilerin toplu alanlara girecekleri zaman maske kullanmaları çok daha önemlidir.

Kapalı alanlarda çok sayıda kişi ile bir arada bulunacak kişilerin maske takmaları, olası hasta ile karşılaşma açısından anlamlı olabilir.

Yüzeylerden bulaşmanın önemi daha çok anlaşıldığı için evinden dışarı çıkan herkesin ortak alanlarda yüzeylere dokunduktan sonra yüz, göz ve ağızlarına dokunmamaya özen göstermeleri çok önemlidir.

Dışarda zaman geçiren herkesin sık sık ellerini yıkamaları, su ve lavaboya ulaşamama durumunda alkol ile (en kolay bulunan % 60’lık kolonya) el dezenfeksiyonu yapmaları, hasta kişilerle karşılaştıkları zaman daha çok ellerini yıkamaları koruyucudur.

Ilık su ile boğaz gargarası yapılması ve bol ılık sıvı tüketilmesi virüsün yerleşmesini engelleyebilir.

İyi beslenme, açık havada bulunma, kapalı alanların havalandırılması, egzersiz, uyku düzenine dikkat edilmesi genel sağlığın artması ve virüsün yerleşmesinin azalmasına etki eder.

Virüsün dar alanda bulunma ihtimali fazla olduğu için mümkün olduğunca asansör yerine merdiven kullanımı daha güvenlidir.

Hastalık belirtileri başladığı zaman mutlaka sağlık kuruluşuna başvurmak giderken de maske takmak çok önemlidir.’’ İfadelerini kullandı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER